Geleceğe Destek Projesi – Pedagojik seminerleri 2: Okulda Terapist Olmak
Okul öğrenme ve öğretme ilişkisinden kendimizi tanımamız kendimizi bilmemiz çok önemlidir. Okulda veya terapi odasında kiminle ilgileniyorsak aslında biraz da kendimize dair meseleleri masaya yatırıyoruz demektir.
İnsanın anlam arayışı, yaratıcı ile kurduğu ilk bağda okumanın da derin bir anlamı vardır.
Okullardaki Psikolojik Danışmanlar bir felsefenin ve ihtiyacın sonucu olarak var olmuşlardır. Bize anlam üretecek, öğrenciyi farklı bir açıdan görmemizi sağlayacak bir paydaş olarak okullarda ruh sağlığı uzmanlarına ihtiyaç duyulmuştur. Bununla birlikte okul fobisi, kapsayıcı birisine duyulan ihtiyaç, veliyi tutacak bir uzman, eğitimlerin düzenlenmesi gerekmesi gibi durumlar da etkili olmuştur.
Günümüzde anne ve babaların her şeyi satın alabilen tavırları travmadan uzak çocuk yetiştirme gayeleri çocukların asıl ihtiyaçlarını ve kendi sağ duyularını görmelerine engel olmaktadır. Halbuki sağlıklı bağlanmış ailesi ile kendini güvende hisseden bir çocuk okula gittiğinde de annesini içinde bulacaktır.
Çocukların “hayır” diyebilmeleri karakterin oturması şekillenmesi açısından oldukça elzemdir. Gelişim aşamalarının her birinde ve geçişlerde sağlıklı seviyede agresyonlar görmek isteriz. Agresyonu tamamen yok etmeye çalışmak onun bir semptom olarak geri dönmesine sebep olacaktır. Bu aşamada çocuğun sağlam bir ebeveyne ihtiyacı vardır. “Hayır” dediğinde onu dinleyecek ve anlayacak bir ebeveyne…
Rehber öğretmenlerinin bir görevi de öğretmenlere kapsayacılık noktasında yardımcı olmalarıdır. Öğretmenin nerde ne zaman frenlemesi gerektiğini ve nasıl kapsayıcı olacağını göstermek rehber öğretmenlerinin işidir. Çocuğu herkesin müdahale ettiği bir nesneye dönüştürmektense dönüp dolaşıp gideceği yerde sınıfında güvende hissettirmek ana amaçtır. Bu yüzden sınıfta öğretmeni tarafından sevildiğini ve kapsandığını hissetmesi çocuk açısından hayati önem taşımaktadır.
Çocuklar içlerindeki agresyonu öyle ya da böyle dışarıya yansıtacaklardır. Önemli olan bu agresyonu yansıtma yolunda öğretmenlerin onlara doğru rehber olabilmesidir. Agresyon çoğu zaman oyun oynarken ortaya çıkar bu noktada çocuğa oynadığı oyundan dolayı kızılmamalı agresyonu en güvenli biçimde çıkarması için yardım edilmelidir. Aksi takdirde oyun oynamaya küsen bir çocuk agresyonu çok işlevsiz yollar ile çıkarmaya çalışacaktır.
Çocuklarda soyut düşünme aktif hale geldiğinde 3 adet arkaik korku ortaya çıkacaktr. Ölüm, yalnızlık ve nüfus edilme korkuları. Bu korkular çok sağlıklı korkulardır. Çocuk bu korkuları sağlıklı biçimde yaşadıkça kendi karakterini oluşturması noktasında ciddi adımlar atabilmektedir.
Son olarak akademik başarı için 3 temel koşul vardır: özgüven, hazzı erteleme ve dürtü kontrolü.
- Özgüven bilmediğine tahammül edebilmektir. Öğrenmek başlı başına bilmemek ile doludur. Öğrenmek istemek bununla yüzleşme riskini almaktır ki güvenli bir ailede büyüyen çocuklar bu riski rahatlıkla alabilirler.
- Hazzı ertelemek beklemeyi öğrenmek ile alakalıdır. Öğrenme sürecinde birçok kez yavaş geçen ve beklemek zorunda kaldığımız durumlarla karşılaşırız başarılı bir akademik hayat için buna katlanabilmek gerekmektedir.
- Dürtü kontrolü dürtüyü hapsetmek değil dürtüyü sağlıklı bir şekilde dışarıya salmayı öğrenmektir. Vurmak istemek suç değildir ama neye vuracağımızı iyi seçmemiz gerekir.
Psikolog Merve Ceylan